yeni moda ceketler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni moda ceketler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2013 Cuma

Şehirli erkeğin anatomisi: Emre Erdemoğlu SS2014

Şehirli erkek denildiğinde gözünüzde canlanan imge takım elbise ise buyurun bu yazı sizler için... 

Yüzyıllardır süregelen resmiyet ve asillik göstergesi "takım elbise"nin giyim tarihinde ortaya çıkışı muamma olsa da primatif örneklerini en yoğun biçimde Fransa sarayında XIV. Louis ile bağdaştırabiliriz. XIV. Louis'nin modaya ve gösterişe olan düşkünlüğü ile terzilerine diktirmiş olduğu kıyafetler benimsediği baskın yayılmacı düşünce ile Avrupa giyim üslubunda oldukça değişimlere neden olduğu da ayrı bir durum. Louis'nin giydiği tek sıra düğmeli, uzun etekli ceketlerin içerisine yine aynı kumaştan dikilmiş olan yeleklerin kolları ceketten dışarı taşarak bir hacim kazandırır nitelikteydi. Evet, mantık hatası yok, yelekler ilk olarak kollu olarak ceket kollarına hacim kazandırma düşüncesi ile dikilmiş olsalar da ceketin baskınlığı galip gelerek yelekleri kolsuz hale yani günümüz kullanımına uygun biçime sokmuştur. Bu ceket ve yelek kombinin altına tarihi süreçte değişmeden aynı çizgide ilerlemeyi sürdüren dar pantolonlar giyilmiştir. 




















Fransa'nın 17. ve 18. yüzyılda Versailles Sarayı'nda gerçekleştirilen diplomatik balolarda sergiye çıkan XI
V. Louis'in primatif takım elbiseleri zaman içerisinde yoğrularak ceket boylarında kısalmalar, aynı kumaştan dökümlü pantolonlar ile tarih süzgecinden geçerek günümüz algısına dönüşmüştür.

Peki bu algıya getirilen farklı bir yorum ile Emre Erdemoğlu'nun modern şehirli erkeğine bir bakacak olursak XIV. Louis'den neler yakalayabiliriz? Bu sorunun cevabı sadece ceket düğmeleri ve zerafet olacak sanırım. Çünkü Erdemoğlu'nun SS2014 koleksiyonu şehirli erkeği farklı bir noktaya taşırken, şıklıktan da ödün vermiyor. Dar kesimlerin renkler ile buluşmasında kullanılan puantiye, ekose, ve geometrik hatlı detaylar koleksiyonda öne çıkan unsurların başında geliyor. "Modern erkeğin tutkusu" olarak yorumladığım Erdemoğlu SS2014 koleksiyonunda her bir parça adını tarihe yazdıracak gibi... Kim bilir bundan yüzyıllar sonra XIV. Louis ile birlikte Emre Erdemoğlu'ndan da getirdiği yenilikler ile ilgili söz eden birileri olur. Gelin bu tarihsel değişimi modern, asil ve şık parçalar eşliğinde tamamlayalım.





















Emre Erdemoğlu Mercedes-Benz Fashion Week S/S 2014 defilesi: 


Devamını Oku

14 Ekim 2013 Pazartesi

Sandıklardaki hazineler...

Reçine ile karışmış naftalin kokusunu hatırlayanlar var ise lütfen kendisi ile gurur duysun. Geçmiş zamanların belki de en mistik alanlarından biri olan sandıklar günümüzde unutulmuş olsa da, kokuları hala burnumuzda. 

Çocukluk dönemlerinde kapalı kutuların ardında hazinelerin olduğu inancına sahiptim, ve her zaman dolap ya da çekmeceler benim evrenler arası geçiş kapılarım oldu. Bunu hikayesel bir anlatım katmak için söylemiyorum, tanımadığım bilmediğim bir çekmece beni hayattan soyutlayabilir nitelikte oldu her zaman. Ama her duygunun en üst mertebesi olduğu gibi bu soyutlanmanın da bir üst eşiği olmalıydı ve o sınırı sanıyorum ki 9-10 yaş aralığımda annemin çeyiz sandığı ile keşfettim. Şimdi dün gibi hatırlıyorum da annemi nasıl merakla izlemiştim sandığın kilidini açarken, heyecandan sus pus kesilip içinden çıkabileceklerin hayali ile derin sessizlik içerisinde bir 15 saniye geçirmiştim. Kapak açıldıktan sonra ortaya çıkan el işlemeli elbiseler, bebekliğime ait çeşitli kıyafetler, sünnet kıyafetleri, annemin tel kırmalı müsamere elbisesi... Hepsi de anılarını içerilerine hapsetmiş bir şekilde zamansızlık kokuyorlardı. 

İşte bu romantizm yoğunluğunu yaratan da böyle bir görsel ile başladı. Moda tarihi ile ilgili araştırma yaparken karşıma çıkan görseller burnumun direğini sızlattı, yine o reçineli naftalin kokusu sardı etrafı. Hepsi de böyle sandıkların arasından müzeye bağışlanmış eserlerdir diye düşünüyorum, sandıkları belki çoktan yok oldular ancak onlar hala yıllar öncesinde ilk giyildikleri ve son kez çıkarıldıkları duygular ile moda tarihi meraklılarının karşısında duruyorlar. Sözü fazla uzatıp romantizm buhranına girmeden, geçmiş kokulu kıyafetler ile sizleri baş başa bırakıyorum. 


































1885 - 1890 yıllarında Amerika'da ipek, pamuklu kumaş ve danteller kullanarak dikilmiş elbise üzerinde kullanılan zarif bir ceket. 


































1895 tarihinde Rusya'da dikilmiş bir elbise, ekose modasının revaçta olduğu sonbahar/kış dönemi için ilham kaynağı olabilecek değerde. 


































1895 yıllarının Amerika'sına ait elbise üzerinde kullanılan ceket modeli, ipek kumaşlar kullanılarak dikilmiş.


































1897 tarihinin Fransa sokaklarında büyük ihtimal şapkası ve eldivenleri ile tamamlanarak kullanılmış bu floral desenli elbise yine ipek kumaşlar ve danteller ile dikilmiş. 


































1887 tarihli bir Fransız elbisesi daha. Fransız kadınların modaya nasıl yön verdiğini algılamak açısından da oldukça güzel bir örnek. Floral detaylar günümüzde de oldukça trend, hatırlarsanız son fashion weeklerde çoğu tasarımcının lookbook'unda floral baskılı kumaş ya da floral işlemeler göze çarpmış, hazır giyim sektörü de bundan yeterince nasibini almıştı. 


































1915'ler. Kanlı politikaların dünya sahnesine sürdüğü I. Dünya Savaşı yıllarında şıklık sadeliğe geçiş yaparak kendinden ödün vermeyen bir çizgide ilerlemiş. Dantel ve ipekli kumaşlar ile oluşturulmuş oldukça romantik hatları olan bu ceket, elbise üzerinde kullanılmak üzere tasarlanmış.


































Yine I. Dünya Savaşı döneminden (1922) kalma bir elbise, şıklığın sadeleşmesi artık iyice göz önünde öyle ki dantel kullanımının azami dereceye çekilmesi ya da hiç kullanılmaması ön planda. Ancak kumaş üzerindeki floral ve simetrik desenlerin bir dantelden daha fazla ihtişam kattığı da bir başka gerçek.




















1930-1939 savaşın izlerinin silinmeye çalışıldığı yıllara ait bir ceket, özgün tasarımıyla dikkat çekiyor. Sosyolojik açıdan bir çok çıkarıma kaynaklık edebilecek nitelikte. 


































1944 yılları Amerika'sında pamuklu kumaş ile dikilmiş elbise renk geçişleri ve tonlamalarıyla oldukça şık bir görünüm sergiliyor. Kullanılan renk tonlarının Pantone renk katoloğunda 2013 sonbahar/kış renklerini de barındırması ayrı bir anekdot. 


































1942 yılına ait elbise sanki bir tuvalden bozma kumaş ile dikilmiş hissi uyandırıyor, son zamanlarda oldukça revaçta olan baskı teknolojisi ile üretilen kumaşlardan dikilen elbiselerin atası sayılabilir mi bilmiyorum ama yine de bu açıdan önemli bir parça olduğunu düşünüyorum. 


































1968 yılının sonları. İnsanoğlunun uzay ile tanışmasında kat edilen yolun belki de ilk ve en önemli olayı: Ay'a ayak basılması. Tabi bu olay dünyadaki gündemi etkilediği kadar sanatı ve modayı da etkilemiş. 


Naftalin kokusundan nasibimizi alamadık daha fazlasına ihtiyacımız var diyorsanız Metropolitan Museum'ın sitesini takip edebilir giyim kuşam tarihi hakkında somut bilgi ve görsellere ulaşabilirsiniz. Site için şuraya bir tık yeterli. 
Devamını Oku

27 Eylül 2013 Cuma

Yemek için giyinmek...

Neredeyse herkesin hayatında bir kez olsun düşündüğü "acaba yemek için mi yaşıyorum, yaşamak için mi yiyorum" sorusuna çok farklı bir bakış yakalayan bir site ile tanıştırmak istiyorum sizi. "Giyinmek için yemek" düşüncesinin hayata geçirilmesi hayret verici olmanın yanı sıra oldukça da etkileyici. Eminim ki Almanlar bu sitenin aldığı tavırdan sonra atasözleri olan "insan ne yiyorsa odur." sözünü değiştirip, "insan ne yiyorsa onu giyiyordur." olarak kullanacaklardır.

Çağımız insanının karşılaştığı sağlıklı yemek sorunu hepimizin baş belası durumlarından biri olsa da, bu site ağzınızı sulandırmaktan öte, modaya olan görsel aşkınızı sulandıracak cinsten, üstelik kalori hesabından çok "bu renk bana nasıl olur" hesabına ihtiyacınız var. Bir kombine ihtiyaç duyduğunuzda "risotto bu kombin için uygun mudur?" düşüncesine bugüne kadar sahip olmadıysanız, buyrun risottonun şıklığı, yaban mersini marmeladının sadeliği, ya da çilekli milk shake'in göz kamaştırıcı büyüsüne...

Tabi kalori hesabını boş verin derken, ciddiyetten uzak olduğum anlamına gelmesin, kıyafetlerin zerafeti ve albenisi insanın iştahını açmıyor değil, her ne kadar yaz sezonunu kapadığımız sonbahara merhaba dediğimiz dönemde sonbahar/kış sezonu kendimizi gizleme adına yardımımıza koşsa da formda kalmak için temkinli davranmakta fayda var.

Her kadın çiçektir yerine "her kadın çilektir" sözünü vurguladığını düşündüğüm sitenin görselleri ile baş başa bırakmadan önce, sizlerden kendinize bir söz vermenizi rica ediyorum, fotoğraflara baktıktan sonra mutfağa yol almayacak, buzdolabının serinliğinde kendinizi kaybetmeyeceksiniz. Başarabilirsiniz. :)


Ralp Lauren SS 2013 


Moschino Cheap & Chich 2012


Emporio Armani


Maison Martin Margiella FW 2012-13


Balmain SS 2013


Akris SS 2013


Chloe's SS 2013


Chalayan SS 2013



Burberry Prorsum SS 2013



Akne Studios SS 2013


Alexander Mc Queen SS 2013

Konu iştahınızı kabarttı ve daha fazla görsel görmek, zekice yapılan kombinleri takip etmek isterseniz, linki http://www.tasteofrunway.com/tıklayıp lezzetler diyarına yolculuk yapabilirsiniz. 








Devamını Oku

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Podyumların çocuk ruhu: Agatha Ruiz de la Prada


İspanya'nın sanat ve tasarım alanına kattığı zenginliklerin tartışılmaz olduğunu hepimiz biliyoruz. Dünya moda ve tasarım alanında boy gösteren bir çok ünlü şirketin kaynağı İspanya. Hem coğrafyası, hem kültürü ile aşık olunabilecek niteliklere sahip bu güzel ülkenin, çocuk ruhlu tasarımcısı Agatha Ruiz de la Prada ile sizleri tanıştırmak istiyorum. 

Eğlenceli ve çocuksu tasarımları ile podyumları şenlendiren Agatha, 1960 doğumlu gencecik(!) bir moda tasarımcısı, gencecik(!) yaşının yansımalarını her daim podyumlarda bizler ile paylaşmasıyla görsel dünyamıza renk katan biri. 

Agatha'nın tasarımlarını gördüğümde ve İspanyol kökenli olduğunu duyduğumda hiç şaşırmadım diyebilirim, keza İspanya'nın sanat dünyamıza kattığı sanatçılarına göz atınca, İspanya topraklarında insanın bilinç dünyası böyle şekilleniyor diye düşünmeden edemiyor insan. Salvador Dali, Pablo Picasso, El Greco, Diego Velazquez, ve Francisco Goya ve daha niceleri. İspanya'nın renkli kültürü, sanatçının eser yaratma sürecinde de en büyük ilham kaynağı olduğu kesin. Örnek aldığım maniyerist, kübist, sürrealist, romantik ve barok dönem sanatçılarının en bilindik eserlerine göz atınca eminim ki siz de benim gibi hissedeceksiniz, öyleyse hemen ustalar kuşağına göz atalım. :) 


Örneklerin de yardımı ile, İspanya'nın sanat alemine yarattığı katkıları biraz olsun anladıktan sonra asıl konumuz olan Agatha'nın çocuksu tasarımlarına daha net bir gözle bakabileceğiz. Her bir eserinde romantik etkiler taşıyan ve çocuk kıyafetlerini andıran tasarımları ile renkli bir dünya yaratan Agatha, çiçekler, gökyüzü, ay, gibi imgeleri en sade, en yalın ama en çoşkulu hali ile kıyafetlere aktarmayı başarmış. 

Moda dünyası bu çizginin çok dışında iken bu tarz tasarımlar ile alkış toplamak, yüzyılımız adına büyük bir başarı değil de nedir? Öyleyse bu güzel başarının görsel hazzını daha da yaşamak için sizleri altta ki linke alalım. 


                                 

Devamını Oku
Tema resimleri sndr tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 Maddenin Sanat Hali, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena